Göz Hastalıkları

 

            KATARAKT cerrahisi en ileri yöntem olan fakoemülsifikasyon (FAKO) tekniği ile dikişsiz yapılmaktadır. Bu yöntemde ameliyat öncesi iğne yapılmadan damla ile uyuşturularak 2,5-3 mm boyutlarındaki küçük kesi ile operasyon gerçekleştirilir. Yaklaşık 15-20 dakika sürmektedir. Hastalar kısa süre içerisinde normal görme seviyesine ulaşabilmektedir.

           Çocuk hastalarda, yenidoğan döneminde rutin göz muayenesi, okul öncesi ve okul çağında gözlük ve ŞAŞILIK muayenesi yapılmaktadır. Gerekli hastalarda şaşılık operasyonları kliniğimizde yapılabilmektedir.

            Tüm dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde gözlük alternatifi olarak daha sık kullanılan  KONTAKT LENS MUAYENESİ yapılmaktadır. Hastalara ilk kullanım için deneme lensi takılarak kontrolleri yapılıp reçete edilmektedir.

            GLOKOM (göz tansiyonu) tanı ve takibi detaylı olarak yapılmaktadır. Gerekli hastalarda  lazer ve ameliyatlar yapılmaktadır.

RETİNA HASTALIKLARI, gözün arka tabakasını etkileyen hastalıklardır. Özellikle 50 yaş ve üzeri hastalarda görülür. Tanı ve takibinde, fundus flouresein anjiografi (FFA) önemli yöntemlerdendir. Tedavilerinde ise ARGON LAZER FOTOKOAGÜLASYON ve göz içi enjeksiyonlar uygulanmaktadır.

Katarakt cerrahisi sonrası görmede giderek azalma ile kendini belli eden mercek arkası puslanma tedavisi YAG LAZER KAPSÜLOTOMİ ile yapılmaktadır.

Kliniğimizde yapılan uygulamalar

  • Bilgisayarlı göz ölçümü
  • Bilgisayarlı gözlük muayenesi
  • Dijital gözlük ölçümü
  • Göz tansiyonu ölçümü
  • Applanasyon tonometrisi
  • Biomikroskopi
  • Direkt ve indirekt oftalmoskopi
  • Pakimetri (kornea kalınlığı ölçümü)
  • Biometri
  • Fundus flouresein anjiografi (FFA)
  • Argon lazer fotokoagülasyon (şeker hastaları için lazer)
  • YAG lazer kapsülatomi
  • Lazer iridotomi
  • Selektif lazer trabeküloplasti (SLT)

Kliniğimizde  yapılan operasyonlar

  • Katarakt cerrahisi (FAKO)
  • Şaşılık cerrahisi
  • Gözyaşı kanalı tıkanıklığı cerrahisi
  • Göz kapağı ameliyatları
  • Pterjiyum ameliyatları
  • Göz kapağında kitle operasyonları

KATARAKT VE TEDAVİSİ

Katarakt hastalığı, normal şartlarda saydam olan göz içi lensinin değişik nedenlerle saydamlığını yitirerek, puslu ve bulanık görmeye sebep olmasıdır. Bu sebeplerin içinde en önemlisi yaşlılıktır. En sık olarak başka hastalığı olmayan özellikle 60 yaş üstü hastalarda görülür.

Aşağıdaki durumlarda daha erken yaşlarda da görülmektedir:

  •         Diyabet (Şeker hastalığı),
  • Uzun süreli kortizon kullanımı,
  • Yüksek derece miyop,
  • Glokom (Göz Tansiyonu)
  • Diyaliz,
  • Romatizmal hastalıklar
  • Göz veya kafa travmaları

Çocuklarda da doğuştan katarakt görülebilmektedir. 10000 doğumda 1 ila 4 çocukta rastlanmaktadır. Erken tanı çok önemlidir. İlk iki ay görme gelişimi için kritiktir. Tanı konularak ameliyat edilmelidir. Yenidoğanlarda ilk iki ay mutlaka göz  muayenesi yapılmalıdır.

 

Katarakt hastalığını tek tedavisi cerrahidir. Saydamlığını yitiren lens çıkartılır, yerine saydam yapay mercek yerleştirilir. Yapay mercek olmadan görmek mümkün değildir.

Cerrahi fakoemülsifikasyon (FAKO) yöntemi denilen, halk arasında lazer yöntemi olarak bilinen yöntemle yapılmaktadır. Bu operasyonlar küçük kesilerle ( 1 mm -2.8 mm ) yapılabilmektedir, bunun avantajı olarak damla ile anestezi yeterli olmaktadır, operasyon sırasında ağrı yok denecek azdır ve operasyon sonrası dikiş gerektirmez. Dolayısıyla iyileşme süreci de kısadır. Hastane yatışı gerekmez. Hastalar aynı gün taburcu edilebilir ve ertesi gün normal hayatlarına geri dönebilir.

Operasyonda kullanılan yapay mercekler de üretildiği materyale, üretim tekniğine ve lensin teknik özelliklerine göre çeşitlilik göstermektedir. Bu  özellikler görme kalitesi üzerine etkilidir. Özellikle gece görüşte, renkleri ayırdetmede ve kontrast görme dediğimiz cisimlerin hatlarını daha keskin görmede lensin özellikleri önemlidir.

Kliniğimizde operasyonları yukarda anlattığımız şekilde ağrısız, dikişsiz ve lazer (FAKO) yöntemiyle  yapmaktayız. Değişik özelliklerde lensleri de kullanmaktayız.  

DİYABETİK RETİNOPATİ (DİYABETE BAĞLI GÖZ HASARI)

Diyabetes mellitus (şeker hastalığı), kan şekeri yükselmesi ve insülin direnci oluşması sonucu meydana gelmektedir. Sıklığı toplumlar arasında degişmek ile beraber ortalama %5 -10 arasındadır. Maalesef ülkemizde son çalışmalarda sıklığı çok daha fazla oldugu görülmektedir (%15-20). Diyabet hastalarının yaklaşık %25 de değişik evrelerde diyabetik retinopati (göz tutulumu) görülmektedir. Diyabetik retinopatinin gelişimi ve ilerlemesinde en önemli faktörler hastanın yaşı ve diyabetin süresidir.

Diyabet hastalarında göz lensi içindeki şekere bağlı sıvı degişimleri meydana gelir.

Bu da kişilerde geçici görme bozuklukları maydana getirebilir. gözlük numalarında değişiklikler oluşabilir.

Diyabetik retinopati gelişimi diyabetiğin tipine göre değişmektedir. Tip 1 diyabet hastalarında 5 yılın altında etkilenme nadirdir. 5-10 yıl arasında %27, 10 yılın üzerinde %70-90 ,20 yılın üzerinde %90 oranında görülmektedir. Tip 2 diyabet hastaları ilk 5 yıl içerisinde daha sık etkilenir. İlk 5 yıl %28 ,10 yıl üzeri %50 ve 15 yıl üzerinde %80 etkilenme olur. Tip 1 diyabet hastalarında ileri evre hastalık daha sık görülür.

Hastalığın iki ana evresi vardır. Nonproliferatif evre,  göz içi kanamaların ve  damarlardan sızıntıların olduğu ilk evre dır.  Proliferatif evre ise kanama ve sızıntılara ek olarak yeni damarlaın oluştuğu ve bu damarlardan büyük kanamaların meydana geldiği geç evredir. Her iki evrede de gözün sarı nokta tabakası dediğimiz görme merkezinde damarlardan sızıntılara bağlı ödem meydana gelebilir. Diyabetik maküla ödemi denilen bu durum diyabet hastalarındaki görme kaybının en sık nedenidir.

Diyabetik retinopatide tanı detaylı bir göz muayenesi ile konabilir. Hastaların her hangi bir şikayeti olmasa bile en az yılda bir kez göz taramasından geçmesi gerekir. Görme ile ilgili şikayeti olan hastalar daha detaylı inceleme gerektirir. Diyabetik maküla ödemi ve ileri evrelerde yeni damar oluşumunu göstermek için göz anjiografisi çekilmesi şarttır. Bu hastaların katarakt açısındanda değerlendirilmesi ve varsa kataraktın tedavi edilmesi gerekmektedir.

Erken evrelerde genellikle tedavi gereksinimi olmamaktadır. İleri evrelerde yeni oluşan damaraları ortadan kaldırılması için lazer tedavisi gereklidir. Diyabetik maküla ödeminde ise göz içi ilaç enjeksiyonları ve lazer kullanılması gerekir.

Diyabetik retinopati gelişmiş ülkelerde körlüğün en önemli nedenlerinden biridir. Erken tanı ve tedavisi hastalığın ilerlermesini önlemek açısından çok önemlidir. İleri evrelerde kalıcı görme hasarı meydana gelir.